Kalradya’nın savaşla yoğrulmuş topraklarında herkes bir ad bırakır; kimi kılıcının keskinliğiyle, kimi de kaçışının hızıyla…
Ahmet ise ne yazık ki ikinci grupta yer edinmiş durumda.
Oyuna yeni adım attığım günlerde, kendini “büyük savaşçı” sanarak gölgeden yağma atmakta üstündü.
Ne var ki işler tersine döndüğünde, savaş meydanında gösterdiği şey cesaret değil, yalnızca telaş ve panik oldu.
Köyünü yağmalayıp kalesini aldığım anda ortalığı tehdit mesajlarıyla doldurması, ardından arkasına saklandığı klan üyesini üzerime sürmesi, onun savaşçı değil, başkasının gölgesine sığınan biri olduğunu kanıtladı. Güvendiği o kişi bile saldırısında başarısız olunca bu kez kendisi bozgun süresi biter bitmez gece vakti üstüme çullandı.
Ama ne saldırı…
Bir savaşçı hırsıyla değil, yenilgiden doğan öfke ve çaresizlikle üst üste atılan sonuçsuz darbeler.
Ve kalesi?
Bir savaşçı bir kaleyi kuşatır, alır veya çekilir.
Ama Ahmet?
Her yenilgiden sonra geri dönüp, “Bu sefer olacak!” diye diye kale kapılarını aşındırdı.
Kale değil, sanki umut kapısı kuşatıyordu.
Dokuzuncu denemesinde zorla geri alabildi.
O an Kalradya’nın rüzgârı bile utanıp yön değiştirdi.
Bu, savaş taktiği değil, çaresiz bir dövüşçünün son çırpınışıdır.
Bu yazı bir şikâyet değil, bir tespittir:
Savaş meydanında kılıç sallamak başka şeydir, gölge arkasında savaşçı taklidi yapmak başka.
Ve Ahmet, bil ki:
Benimle savaşmak kale almak değil, irade alabilmektir.
Sen kalemi dokuzuncu denemede aldın ama iradeni ilk savaşta kaybettin.
Benden bu kadar. Kalradya’nın diğer lordlarına tavsiyem:
Eğer bir gün Ahmet sizi tehdit mesajlarıyla boğarsa, korkmayın.
Bu sadece onun en güçlü silahı: sözler ve korkak gibi arkasına sığındığı insanlar sözlerinden korkmayın çünkü savaş meydanında işine pek yaramıyor.
BU VASAT SALDIRILARI MERAK EDENLER İÇİN SALDIRILAR EKTEDİR
Kalradya’nın savaşla yoğrulmuş topraklarında herkes bir ad bırakır; kimi kılıcının keskinliğiyle, kimi de kaçışının hızıyla…
Ahmet ise ne yazık ki ikinci grupta yer edinmiş durumda.
Oyuna yeni adım attığım günlerde, kendini “büyük savaşçı” sanarak gölgeden yağma atmakta üstündü.
Ne var ki işler tersine döndüğünde, savaş meydanında gösterdiği şey cesaret değil, yalnızca telaş ve panik oldu.
Köyünü yağmalayıp kalesini aldığım anda ortalığı tehdit mesajlarıyla doldurması, ardından arkasına saklandığı klan üyesini üzerime sürmesi, onun savaşçı değil, başkasının gölgesine sığınan biri olduğunu kanıtladı. Güvendiği o kişi bile saldırısında başarısız olunca bu kez kendisi bozgun süresi biter bitmez gece vakti üstüme çullandı.
Ama ne saldırı…
Bir savaşçı hırsıyla değil, yenilgiden doğan öfke ve çaresizlikle üst üste atılan sonuçsuz darbeler.
Ve kalesi?
Bir savaşçı bir kaleyi kuşatır, alır veya çekilir.
Ama Ahmet?
Her yenilgiden sonra geri dönüp, “Bu sefer olacak!” diye diye kale kapılarını aşındırdı.
Kale değil, sanki umut kapısı kuşatıyordu.
Dokuzuncu denemesinde zorla geri alabildi.
O an Kalradya’nın rüzgârı bile utanıp yön değiştirdi.
Bu, savaş taktiği değil, çaresiz bir dövüşçünün son çırpınışıdır.
Bu yazı bir şikâyet değil, bir tespittir:
Savaş meydanında kılıç sallamak başka şeydir, gölge arkasında savaşçı taklidi yapmak başka.
Ve Ahmet, bil ki:
Benimle savaşmak kale almak değil, irade alabilmektir.
Sen kalemi dokuzuncu denemede aldın ama iradeni ilk savaşta kaybettin.
Benden bu kadar. Kalradya’nın diğer lordlarına tavsiyem:
Eğer bir gün Ahmet sizi tehdit mesajlarıyla boğarsa, korkmayın.
Bu sadece onun en güçlü silahı: sözler ve korkak gibi arkasına sığındığı insanlar sözlerinden korkmayın çünkü savaş meydanında işine pek yaramıyor.
BU VASAT SALDIRILARI MERAK EDENLER İÇİN SALDIRILAR EKTEDİR
Ve şimdi…
Buradan, tüm Kalradya topraklarına duyuruyorum:
⚔️ Ben seni yeniden çağırıyorum, Ahmet.
Kalenin taşları daha soğumadı.
Kılıcım paslanmadı.
Atım ahırda huzursuz.
Çok güzel bir savaş olmadı zevk almadım. Sunucu acilali 1 ay oldu ben yeni savaşmaya başladım rakip pasif davranıyor bu durumdan ben şikayetçiyim Ağa belki benim son oyunum belki sizin anın tadını çıkarın güzel durumdasınız iyi savaşıyorsunuz tam rakip demelik insanlarsiniz (tomfordharic) elinize sağlık kimse alınıp gucenmesin teşekkür ediyorum sağlıcakla kalın sevgiyle kalın
Aserayin üzerine çok fazla asker gittiği için bu durumu haksız buluyoruz ve biz amerika gibi kınama yapmıyoruz
Halifenin cihat çağrısına cevap veriyor İslam'a geçiyoruz
Bu bir savas ilanıdır STRUGİYA hanesine başarılar dilerim...
Defalarca özür dilemesini istedik haksız olduğumuz bir durum da yoktu... Hem özür dilemedi hem de hane arkadaşları tarafından ölüme terk edildi Bu bir trajedidir. Bunun için Nickimi NeverMore olarak güncelleyip Nowkun anısını tekrar canlandırıyor ve klana davet ediyorum
Yazar: Vizima - 07-12-2025:18:54 - Forum: Bannerlord
- Yorum Yok
Karga Tüneği Halkının Adaleti
Karga Tüneği’nin sisli sabahında, köy meydanındaki büyük meşe ağacının gölgesi halkı toplamaya yetmişti. Ben atımın üzerinden indim, zırhımda hâlâ Ahmet’in topraklarından getirdiğim çamurun izleri duruyordu. Halkımın gözlerinde yılların biriktirdiği öfke, korku ve bekleyiş vardı.
Kalabalığın içinden yaşlı köylü Dursun bastonunu kaldırarak konuştu “Reis Vizima!” dedi, sesi titrek ama kararlıydı. “Ahmet yıllar önce köyümüzü yaktığında biz hiçbir şey yapamamıştık. Çocuklarımızı, ekinlerimizi, evlerimizi aldı. Senin güçlenmeni bekledik. Biz senden intikam istemedik… Adalet istedik.”
Ardından bir genç kadın öne çıktı, yüzünde taze yaraların izleri vardı: “Karga Tüneği artık ezilen bir köy olmayacak,” dedi. “Ahmet’in köylerini yağmalaman bizim sesimizdi. Kalesini alman bizim irademizdi. Halkının gücünü gösterdin.”
Kalabalığın içinden başka sesler yükseldi:
“Yıllarca korku içinde yaşadık!”
“Artık çocuklarımızın geleceği var!”
“Bu zafer senin değil, Karga Tüneği’nindir!”
“Ahmet bize ne ettiyse karşılığını buldu!”
Ben elimi kaldırdım, halk sustu. Meydan o an öyle bir sessizliğe büründü ki, uzaktan kuzgunların kanat sesleri duyuluyordu. “Halkım…” dedim. “Ben bu savaşa kendi öfkemle çıkmadım. Sizin acılarınızı, sizin yaralarınızı taşıyarak yürüdüm. Ahmet sizin düşmanınızdı. Kalesi bugün Karga Tüneği’nin adaletinin bir nişanesidir.”
Kısa bir duraksamanın ardından ekledim: “Ama bilin: Bu zafer yağma için değil, mazlumun hakkını almak içindi. Biz artık güçlü bir halkız. Bize saldıran herkes, birleşmiş bir köyün neler yapabileceğini görecek.”
Halk coşkuyla bağırdı: “Karga Tüneği yaşasın!” “Adalet yerini buldu!” “Reisimizin arkasındayız!”
Ve böylece intikam değil, bir köyün adalet çığlığı tarihe yazılmış oldu.
Son zamanlarda topraklarımızdan geçen askerler çiftçilerimizi rahatsız etmeye başlamıştır...Herkesi barışa davet ediyoruz savaşmaya devam ederseniz eğer VLANDİYA diplomatı olarak müdahale etmek zorunda kalacağız çiftçilerimiz yeterli üretimi yapamıyorlar VLANDİYA lideri yüce Nizamulmulk
Ve Maraşelimiz RustinCohle bazı hadsizlerin Calradianin saygın kişilerine saygısızlık yapıldığını öne sürüyor.
3 köyü tarumar edilmiştir köylüler sargotha yerlestırılıp ve vatandaslık verılmıstır eskı lordları nowkun sapık ve kız duskunu erkek hastalıgı yanı erkeklerde duskunlugu oldugu soylenıyor evınden 5 tane sovalye sabıt kalıyormus denılıyor bunu duyup nowka 3 yagma ve 12 saat bozgun hedıyesı gonderdık askerlerımız harıtaya dız çokterecek kabılıyettedır bıze karsı olan herkes kaybedecek HASAN SABBAHA SELAM OLSUN
**“Dinleyin, dinleyin!
Alamut’un gölgesinden yükselen sesimizi işitin!
Hasan Sabbah, Hak yolunun hadimi, gayrimüslim Strurgiya diyarında İslâm’ın nurunu yaymak için CİHAD ilan etti!
Karanlıkta kalmış bu topraklara tevhidin ışığı doğacak, zulmet çökecek, hak ve adalet yükselişe geçecektir!
Elçimiz bildirir:
‘İmânın sesi artık Strurgiya kapılarında. Kaplanın pençesi, okçunun nefesi, müminin kavli ile Yaradan’ın adı duyurulacaktır.’
Halkı uyarıyoruz:
Bu çağrı ne ganimet içindir, ne heves…
Bu, hakikati duyurmaya ant içmişlerin yürüyüşüdür!
Alamut’un sancağı rüzgârda dalgalanmakta, müritlerimiz dizilmiş beklemektedir.
Yüce davaya karşı gelenler toz olacak; hidayeti kabul edenler emniyet bulacaktır!
Ey Strurgiya halkı, işitiniz bu çağrıyı:
HASAN SABBAH, İSLÂM’I YAYMAK ÜZERE CİHAD İLAN EDER!”
(Bildiriyi okuyan elçi, sözlerini tamamlar ve sükûnetle geri çekilir.)