10 saat önce
Laboratuvarın derinliklerinde, "Kusursuz Genom Projesi"nin en parlak mücevheri olarak görülen 8 numaralı tüp, çelik ve cam ardında parlıyordu. Ülkenin en seçkin profesörleri, bu embriyonun zekâ katsayısını teorik sınırların ötesine taşımak için yıllarını vermişti. Onlara göre o, insanlığın bir sonraki basamağı, yaşayan bir algoritma olacaktı.
Doğum günü geldiğinde, ameliyathanedeki hava beklentiyle titriyordu. Ancak bebek dünyaya gözlerini açtığında, bilim insanlarının beklediği o "keskin bakış" yoktu. Aksine, dünyayı sarmalayan o derin ve karmaşık sessizlik vardı. Yapılan testler, genetik dizilimdeki mikroskobik bir sapmanın, hedeflenen süper-zekayı tamamen farklı bir kanala akıttığını gösterdi. 8 numara, zihinsel engelli bir birey olarak hayata başlamıştı.
Profesörlerin laboratuvar ortamında "İnsanlığın Kurtarıcısı" olarak tasarladığı 8 Numara, kağıt üzerinde bir devrimdi. Ancak teorideki dâhilik, pratikte tam bir kağıttan kuleye dönüştü.
Yıllar sonra, projeyi yöneten Baş Profesör, kendi kurduğu mantık dünyasının içinde ağır bir depresyona girdiğinde, karşısında 8 numarayı buldu. Profesör, elindeki verileri ve başarısızlık grafiklerini incelerken, 8 numara yanına gelip elini yaşlı adamın omzuna koydu ve anlamsız şeyler söyledi.
8 numara, zeki olması için zorlanan o devasa kapasitenin altında ezilmişti. Anne ve babanın genlerindeki bu gizli eksiklik, profesörlerin "mükemmeliyet" hırsıyla birleşince, beynin en temel fonksiyonlarını bile yerine getiremediği bir devre yanmasına yol açmıştı.
Doğum günü geldiğinde, ameliyathanedeki hava beklentiyle titriyordu. Ancak bebek dünyaya gözlerini açtığında, bilim insanlarının beklediği o "keskin bakış" yoktu. Aksine, dünyayı sarmalayan o derin ve karmaşık sessizlik vardı. Yapılan testler, genetik dizilimdeki mikroskobik bir sapmanın, hedeflenen süper-zekayı tamamen farklı bir kanala akıttığını gösterdi. 8 numara, zihinsel engelli bir birey olarak hayata başlamıştı.
Profesörlerin laboratuvar ortamında "İnsanlığın Kurtarıcısı" olarak tasarladığı 8 Numara, kağıt üzerinde bir devrimdi. Ancak teorideki dâhilik, pratikte tam bir kağıttan kuleye dönüştü.
Yıllar sonra, projeyi yöneten Baş Profesör, kendi kurduğu mantık dünyasının içinde ağır bir depresyona girdiğinde, karşısında 8 numarayı buldu. Profesör, elindeki verileri ve başarısızlık grafiklerini incelerken, 8 numara yanına gelip elini yaşlı adamın omzuna koydu ve anlamsız şeyler söyledi.
8 numara, zeki olması için zorlanan o devasa kapasitenin altında ezilmişti. Anne ve babanın genlerindeki bu gizli eksiklik, profesörlerin "mükemmeliyet" hırsıyla birleşince, beynin en temel fonksiyonlarını bile yerine getiremediği bir devre yanmasına yol açmıştı.
[*] “It’s all one ghetto, man, giant gutter in outer space.” (RUSTİNCOHLE)

